Ümit Özdağ’dan 30 Ağustos 1922 Benzetmesi: “En Ağır Tehdit Süreci”
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Belediye-İş Sendikası ziyareti sırasında Türkiye’nin siyasi gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Terörsüz Türkiye” süreci ve 10 Ağustos’ta TBMM’den geçen düzenlemeyi hedef alan Özdağ, mevcut tabloyu 30 Ağustos 1922’den bu yana karşılaşılan “en ağır tehdit süreci” olarak nitelendirdi. Özdağ’ın gündeminde ekonomi ve sendikalara yönelik çağrılar da vardı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, beraberindeki heyetle Belediye-İş Sendikası’nı ziyaret etti. Sendika Genel Başkanı Nihat Yurdakul ile gerçekleştirilen görüşmenin ardından kameraların karşısına geçen Özdağ, çalışma hayatından ekonomiye, “Terörsüz Türkiye” sürecinden anayasa tartışmalarına kadar farklı başlıklarda değerlendirmelerde bulundu.
Ancak konuşmanın siyasi açıdan en dikkat çekici bölümü, Özdağ’ın mevcut süreci 30 Ağustos 1922 üzerinden yaptığı tarihsel karşılaştırmayla değerlendirmesi oldu.
Özdağ’dan dikkat çeken 30 Ağustos çıkışı
Zafer Partisi lideri, partisinin başından bu yana “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı çıktığını belirterek, gelinen noktada Türkiye’nin devlet yapısının tartışmaya açıldığını savundu.
Özdağ, sürecin başlangıcında PKK’nın kendisini feshedeceğinin ifade edildiğini ancak kendilerine göre ortaya çıkan tablonun bununla örtüşmediğini söyledi.
Ardından konuşmasının en dikkat çekici değerlendirmelerinden birini yaptı:
“Milletin ve devletin karşı karşıya olduğu durum, 30 Ağustos 1922’den bu yana karşı karşıya olduğu en ağır tehdit sürecidir.”
10 Ağustos tarihini özellikle işaret etti
Özdağ’ın üzerinde durduğu bir diğer nokta ise TBMM’den geçen ve kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan düzenlemenin kabul edildiği tarih oldu.
Düzenlemenin 10 Ağustos 2026’da, Sevr Antlaşması’nın 106’ncı yıl dönümünde Meclis’ten geçmesinin tesadüf olmadığını ileri süren Özdağ, düzenlemeyi sert ifadelerle eleştirdi.
Zafer Partisi lideri, partisinin süreci “ikinci Sevr” olarak nitelendirdiğini de açıkladı.
Bu değerlendirmeler Özdağ’ın siyasi görüş ve iddialarını yansıtıyor; hükümet ve süreci destekleyen siyasi aktörler ise düzenlemeyi toplumsal bütünleşme ve terörün sona erdirilmesi hedefi çerçevesinde savunuyor.
Sendikalara çağrı yaptı
Özdağ’ın konuşması yalnızca siyasi partilere yönelik değildi.
Anayasanın korunmasının bütün vatandaşların sorumluluğunda olduğunu savunan Özdağ, özellikle örgütlü işçi hareketine seslendi.
Belediye-İş ve Türk-İş başta olmak üzere sendikaların sürece karşı demokratik tepki göstermesini isteyen Özdağ, sendikaların Türkiye’nin siyasi ve toplumsal meselelerinde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Ekonomiyi de gündemine aldı
Belediye-İş ziyaretinin doğal olarak önemli başlıklarından biri de çalışanların ekonomik durumu oldu.
Özdağ, Türkiye’nin ağır bir ekonomik süreçten geçtiğini savunarak toplumun geniş kesimlerinin satın alma gücünün gerilediğini söyledi.
Ekonomik sorunların yanında çalışma hayatında ve örgütlü emek üzerinde baskı bulunduğunu ileri süren Özdağ, partisinin hukukun üstünlüğünü ve çalışanların haklarını savunmaya devam edeceğini ifade etti.
Ziyaretin sonunda dikkat çeken hediye
Görüşmenin sonunda ise siyasi açıklamaların dışında sembolik bir ayrıntı öne çıktı.
Belediye-İş Genel Başkanı Nihat Yurdakul, Ümit Özdağ’a Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” kitabını ve Atatürk’ün Nutuk’u TBMM’de okuduğu mikrofonun sembolik replikasını hediye etti.
Özdağ da Yurdakul ve sendika yöneticilerini Zafer Partisi Genel Merkezi’ne davet etti.






