Fon Krizi Meclis’e Taşındı: Yeni Parti’den 131 Fon İçin “Adil Tasfiye” Teklifi
Yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen fon krizinde yeni bir aşamaya geçildi. Yeni Parti, tasfiye edilen 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için TBMM’ye kanun teklifi sundu. Teklif, yatırımcıların gerçek para hareketlerinin hesaplanmasını, haksız kazançların geri alınmasını ve elde edilen kaynağın mağdur yatırımcılara dağıtılmasını öngörüyor.

Sermaye piyasalarındaki fon krizi artık doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündeminde.
Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, partisinin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi tarafından hazırlanan kanun teklifini TBMM’ye sunduklarını açıkladı.
Teklifin adı “Yatırımcıların Korunması Amacıyla Bazı Yatırım Fonlarının Adil Tasfiyesi Hakkında Kanun Teklifi.”
Düzenleme, tasfiye sürecine alınan 7 portföy yönetim şirketinin 131 yatırım fonunu kapsıyor.
Yeni Parti’nin modeli nasıl işleyecek?
Teklifin en önemli bölümü yatırımcıların zararlarının nasıl hesaplanacağı.
Ümit Özlale’nin açıklamasına göre hesaplamada yalnızca fonların kâğıt üzerinde görünen geçmiş değerleri dikkate alınmayacak.
Bunun yerine yatırımcıların gerçekten ne kadar para yatırdığı ve ne kadar para çektiği tespit edilecek.
Bunun için Merkezi Kayıt Kuruluşu, bankalar ve saklayıcı kuruluşların kayıtlarının incelenmesi öngörülüyor.
Her yatırımcı için gerçek para hareketlerinden hareketle ayrı bir bakiye oluşturulması ve geçmişte yatırılan tutarların enflasyona göre güncellenmesi planlanıyor.
Haksız kazançların peşine düşülecek
Kanun teklifinin ikinci ayağını fonlardan geçmiş dönemde elde edildiği ileri sürülen haksız kazançların tespit edilmesi oluşturuyor.
Yeni Parti’nin modeline göre fonların kuruluşundan itibaren gerçekleştirilen işlemler incelenecek.
Usulsüz biçimde elde edildiği tespit edilen kazançların ilgili fonun mal varlığına geri kazandırılması hedefleniyor.
Özlale, böylece fondan zamanında yüksek miktarda para çıkaranlarla tasarrufunu kaybeden yatırımcıların aynı şekilde değerlendirilmesinin önüne geçileceğini savunuyor.
Zarar Hazine’den karşılanmayacak
Teklifin kamuoyunda en fazla tartışılabilecek maddelerinden biri ise mağduriyetin finansmanı.
Yeni Parti, yatırımcı zararlarının doğrudan Hazine’den veya genel bütçeden karşılanmasını önermiyor.
Partinin yaklaşımına göre önce fonlardan haksız kazanç sağladığı tespit edilen kişilerden tahsil edilebilecek kaynaklar araştırılacak.
Usulsüz ücretler, yüksek maaşlar, tazminat hakları ve geri alınabilecek diğer varlıkların da bu kapsamda değerlendirilmesi planlanıyor.
Elde edilen kaynağın daha sonra mağdur yatırımcılara dağıtılması öngörülüyor.
Özlale: Mağduriyetin yüzde 80’den fazlası giderilebilir
Ümit Özlale, teklifin uygulanması halinde kamu kaynağı kullanılmadan ve vatandaşa ek vergi yükü getirilmeden mağduriyetin önemli bölümünün giderilebileceğini savundu.
Özlale, oluşturdukları modelle mağduriyetin yüzde 80’den fazlasının giderilebileceğini ileri sürdü.
Bu oran Yeni Parti’nin teklifine ilişkin kendi hesaplaması niteliğinde; teklif henüz yasalaşmadığı için uygulamada ortaya çıkacak tahsilat miktarı ve yatırımcılara yapılabilecek ödeme oranı kesinleşmiş değil.
Fonların kuruluşundan itibaren işlemler incelenecek
Teklif kabul edilirse yalnızca fonların tasfiye tarihindeki varlıklarının paylaşılmasıyla yetinilmeyecek.
Fonların kuruluşundan bugüne kadar gerçekleşen para hareketlerinin incelenmesi amaçlanıyor.
Böylece kimlerin ne kadar para yatırdığı, kimlerin ne kadar para çektiği ve hangi yatırımcıların fonlardan kazançla ayrıldığı daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılabilecek.
Yeni Parti bu yöntemin mağdurlar arasında daha adil bir dağıtım sağlayacağını savunuyor.
Tasfiye sürecinde şeffaflık vurgusu
Kanun teklifinde tasfiye sürecinin açık ve denetlenebilir biçimde yürütülmesi de hedefleniyor.
Fon varlıklarının tespitinden geri alınacak kaynaklara ve yatırımcılara yapılacak dağıtıma kadar sürecin kayıt altında tutulması amaçlanıyor.
Böylece yatırımcıların kendi alacaklarının nasıl hesaplandığını takip edebilmesi hedefleniyor.
CHP’den de üç maddelik çağrı
Fon krizine ilişkin Meclis gündemi yalnızca Yeni Parti’nin kanun teklifiyle sınırlı değil.
CHP de yaşanan gelişmelerin ardından üç maddelik bir çağrıda bulundu.
CHP cephesinden yapılan açıklamalarda yatırımcı zararlarının doğrudan vatandaşın vergileri üzerinden karşılanmasına karşı çıkılırken, zararın oluşmasında sorumluluğu bulunduğu yargı süreçleriyle tespit edilen kişi ve yapılardan tahsilat yapılması gerektiği savunuluyor.
Böylece fon krizinin nasıl çözüleceğine ilişkin tartışma siyasi partilerin ekonomi gündeminin önemli başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
Fon soruşturması da devam ediyor
Kanun teklifi, fonlara ilişkin adli soruşturmanın sürdüğü bir dönemde Meclis’e sunuldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasalarında manipülasyon yapıldığı iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında yeni tutuklama kararları verildi.
24 Eylül itibarıyla son operasyonda 17 kişinin daha tutuklandığı ve toplam tutuklu sayısının 26’ya yükseldiği bildirildi.
Tutuklama kararları, şüpheliler hakkındaki suçlamaların kesinleştiği anlamına gelmiyor; nihai hukuki değerlendirme yargılama sürecinde yapılacak.
Gözler şimdi TBMM’de
Yeni Parti’nin teklifinin Meclis’e sunulması, düzenlemenin yasalaştığı anlamına gelmiyor.
Teklifin bundan sonraki aşamalarda TBMM’de ele alınması ve yasama sürecinden geçmesi gerekiyor.
Bu nedenle fon yatırımcıları açısından şu anda kesinleşmiş bir ödeme oranı veya ödeme takvimi bulunmuyor.
Özlale’nin açıkladığı yüzde 80’in üzerindeki mağduriyet giderme oranı da teklifin uygulanması durumunda ulaşılabileceği savunulan bir hedef.
Seçim Burada Analizi | Tartışmanın merkezi “zararı kim ödeyecek?” sorusuna kayıyor
Fon krizinin ilk aşamasında gündemin merkezinde operasyonlar, gözaltılar ve fonların tasfiye edilmesi vardı.
Yeni Parti’nin kanun teklifiyle birlikte tartışma artık daha somut bir ekonomik soruya yöneliyor:
Yatırımcıların uğradığı zarar nasıl ve hangi kaynaktan karşılanacak?
Burada iki konu birbirinden ayrılmalı.
Birincisi, yatırım yapmanın doğası gereği oluşan normal piyasa zararı. İkincisi ise soruşturmalar sonucunda manipülasyon veya başka hukuka aykırı işlemlerden kaynaklandığı tespit edilebilecek zararlar.
Yeni Parti’nin teklifi ikinci kategoriye odaklanıyor ve maliyetin doğrudan Hazine’ye yüklenmesi yerine, haksız kazançların ve geri alınabilecek varlıkların mağduriyetin giderilmesinde kullanılmasını öneriyor.
Modelin ne kadar kaynak oluşturabileceği ise ancak gerçek para hareketleri, mal varlıkları ve tahsil edilebilir tutarlar ortaya çıkarıldığında anlaşılabilecek.
Bu nedenle teklifin siyasi tartışmasından daha önemli olan nokta, 131 fonun geçmiş para hareketlerinin ne ölçüde ortaya çıkarılabileceği ve ne kadar kaynağın geri kazanılabileceği olacak.







