Tartışmaların Gölgesinde Kalan Gerçek Gündem : Seçmen
Türkiye’de siyaset son yıllarda hiç olmadığı kadar hareketli. Partiler arasında sert tartışmalar yaşanıyor, ittifaklar kuruluyor, ittifaklar dağılıyor. Kurultaylar, kongreler, parti içi mücadeleler ve adaylık hesapları gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Ancak tüm bu tartışmaların arasında gözden kaçan önemli bir gerçek var: Seçmen.
Siyasi partiler çoğu zaman rakiplerini eleştirmeye, kendi iç sorunlarını çözmeye veya bir sonraki seçim için strateji belirlemeye odaklanıyor. Televizyon ekranlarında saatler süren tartışmalar yapılıyor, sosyal medyada milyonlarca paylaşım gerçekleştiriliyor. Fakat vatandaşın günlük yaşamında karşı karşıya kaldığı sorunlar çoğu zaman bu tartışmaların gölgesinde kalıyor.
Bugün bir emekli ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. Bir genç, mezun olduktan sonra iş bulup bulamayacağını hesaplıyor. Esnaf artan maliyetlerle mücadele ederken çiftçi üretim yapmanın yollarını arıyor. Aileler çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak için bütçelerini yeniden düzenliyor. Kısacası toplumun geniş kesimleri gündelik hayatın gerçekleriyle mücadele ediyor.
Siyasetin merkezinde olması gereken de tam olarak bu sorunlardır. Çünkü demokrasilerde siyasi partiler, vatandaşların beklentilerine çözüm üretmek için vardır. Ancak zaman zaman siyasi tartışmaların yönü değişiyor ve seçmenin gündemi ile siyasetin gündemi birbirinden uzaklaşabiliyor.
Oysa seçim dönemlerinde en sık duyduğumuz ifade “milletin iradesi” oluyor. Milletin iradesi yalnızca sandık günü ortaya çıkan bir sonuç değildir. Vatandaşın her gün yaşadığı ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlar da bu iradenin önemli bir parçasıdır. Seçmen yalnızca oy kullanan kişi değil; aynı zamanda hizmet bekleyen, çözüm isteyen ve geleceğine dair umut taşımak isteyen bireydir.
Yerel yönetimlerden merkezi yönetime kadar her kurumun başarısı, vatandaşın hayatına ne kadar dokunabildiğiyle ölçülür. Yapılan yollar, açılan hastaneler, eğitim yatırımları, istihdam projeleri veya sosyal destekler, vatandaşın günlük yaşamına katkı sağladığı ölçüde anlam kazanır.
Önümüzdeki dönemde siyasi partiler için en büyük sınav, seçmenin gerçek gündemine ne kadar yaklaşabilecekleri olacaktır. Çünkü seçmen artık yalnızca vaatleri değil, somut sonuçları görmek istiyor. Tartışmaların değil çözümlerin, polemiklerin değil projelerin ön plana çıktığı bir siyaset anlayışı toplumun beklentileri arasında yer alıyor.
Unutulmamalıdır ki demokrasinin asıl sahibi siyasi aktörler değil, millettir. Seçmen sandığa gittiğinde yalnızca bir tercih yapmaz; aynı zamanda kendisini kimin daha iyi anlayabildiğine de karar verir. Bu nedenle siyasetin merkezinde yeniden seçmenin yer aldığı bir anlayışın güçlenmesi, hem demokrasi hem de toplumsal huzur açısından büyük önem taşımaktadır.
Çünkü siyaset değişebilir, partiler değişebilir, liderler değişebilir. Ancak demokrasinin temel taşı olan seçmen her zaman yerinde durur ve günü geldiğinde son sözü yine o söyler.
