Meclis Açılıyor Vatandaş Ne Bekliyor?
Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Ekim’de yeni yasama yılına başlayacak. Açılış törenleri yapılacak, konuşmalar gerçekleştirilecek, siyasi partiler yeni döneme ilişkin mesajlarını verecek. Genel Kurulun yasama mesaisi ise 6 Ekim’de başlayacak.
Fakat Meclis’in kapısından içeri girmeyen, o sıralarda oturmayan milyonlarca vatandaşın da yeni yasama yılı için bir gündemi var.
Ve bana kalırsa vatandaşın gündemi oldukça sade:
Geçinebilmek.
Bugün bir memurun, emeklinin, işçinin ya da küçük esnafın önceliği siyasi tartışmaların çoğundan farklı. Markete girdiğinde ne kadar ödediğine, ay sonunda cebinde ne kaldığına, çocuğunun eğitim masrafını nasıl karşılayacağına ve önümüzdeki ayın bütçesini nasıl denkleştireceğine bakıyor.
Meclis’in gündemi ile sokağın gündemi buluşmalı
Yeni yasama döneminde yargıdan sosyal politikalara, ekonomik düzenlemelerden çeşitli kanun tekliflerine kadar birçok başlığın Meclis gündemine gelmesi bekleniyor.
Bunların her biri önemli.
Ancak vatandaş açısından bir kanunun önemi, günlük hayatında neyi değiştirdiğiyle ölçülüyor.
Bir düzenleme çıkıyor ama mutfaktaki yangına çare olmuyorsa vatandaş açısından karşılığı sınırlı kalıyor.
Bir başka düzenleme geliyor ancak emeklinin, memurun, işçinin veya esnafın hayatını kolaylaştırmıyorsa toplum doğal olarak başka sorular sormaya başlıyor.
Benim hayatım ne zaman düzelecek?
Siyasetin cevap vermesi gereken temel sorulardan biri budur.
Memur sadece maaş zammını konuşmak istemiyor
Kamu çalışanları açısından da mesele yalnızca altı ayda bir açıklanan zam oranından ibaret değil.
Memur artık aldığı zammın birkaç ay sonra ne kadarının cebinde kalacağını düşünüyor.
Kira, ulaşım, gıda, eğitim ve diğer temel harcamalar yükseldiğinde maaş artışının rakamsal büyüklüğü tek başına anlamını kaybediyor.
Bu nedenle kamu çalışanlarının beklentisi yalnızca maaş artışı değil; alım gücünün korunmasıdır.
Aynı durum emekliler için de geçerli.
Emeklinin beklentisini yalnızca zam yüzdesine indirgemek, meselenin önemli bir bölümünü görmezden gelmek olur.
Siyaset biraz da vatandaşın sesini dinlemeli
Son dönemde siyasetin gündemi oldukça hareketli.
Partilerde istifalar, yeni oluşumlar, soruşturmalar, fon krizi, parti değiştiren siyasetçiler ve yaklaşan seçimlere ilişkin tartışmalar…
Bunların tamamı haber değeri taşıyor.
Fakat bütün bu siyasi hareketliliğin arasında vatandaşın günlük sorunlarının kaybolmaması gerekiyor.
Çünkü vatandaş sabah uyandığında ilk olarak siyasi kulisleri düşünmüyor.
Servis parasını, kirasını, kredi kartını, çocuğunun okul masrafını düşünüyor.
Meclis tam da bu nedenle önemlidir.
Türkiye’nin farklı şehirlerinden seçilen milletvekillerinin görevi yalnızca partilerinin politikalarını savunmak değil, kendilerini oraya gönderen insanların sorunlarını da Ankara’ya taşımaktır.
Yeni yasama yılı yeni bir fırsat
Meclis’in açılması yalnızca takvimde yeni bir yasama yılının başlaması olarak görülmemeli.
Aynı zamanda siyasetin vatandaşla arasındaki mesafeyi azaltması için yeni bir fırsat olarak değerlendirilmeli.
İktidar kendi politikalarını anlatacaktır.
Muhalefet eleştirilerini sıralayacaktır.
Bu demokrasinin doğal işleyişidir.
Ama bütün tartışmaların sonunda vatandaşın görmek istediği şey çok daha basit:
Sonuç.
Hayatını kolaylaştıracak bir düzenleme, adalet duygusunu güçlendirecek bir karar, ekonomik geleceğine ilişkin biraz daha güven…
Meclis’in gerçek gücü de burada ortaya çıkar.
Çünkü TBMM yalnızca siyasi partilerin mücadele ettiği bir salon değildir.
Orası milletin Meclisidir.
Yeni yasama yılı başlarken milletvekillerinin zaman zaman Genel Kurulun dışına, sokağa da bakmasında fayda var.
Çünkü Ankara’da konuşulanlarla vatandaşın evinde konuşulanlar birbirinden uzaklaşırsa siyasetin en önemli bağı zayıflar.
Yeni yasama yılında Meclis’in gündemi yoğun olacak. Asıl mesele ise o gündemin ne kadarının vatandaşın gündemi olacağıdır.

